Galata Üstad, şehrin en eski semtlerinden birinde, kulenin hemen eteğinde kuruldu. Buranın hikâyesi mutfaktan önce başlar: taş duvarlar, yüksek tavanlar ve pencereden düşen Haliç ışığı.
Mutfağımız
Menümüzü mevsimin getirdiğine göre kuruyoruz. Balık pazarından geleni, Ege'den gelen zeytinyağını ve Anadolu'nun küçük üreticilerinden aldığımız ürünleri sade bir teknikle sofraya taşıyoruz.
Amacımız gösterişli bir sunum değil; misafirin ikinci kez gelmek istemesi. Bir tabağın iyi olduğunu, üzerine ne eklendiğinden çok neyin eklenmediğinden anlarız.
Mekân
Restoranımız, semtin dokusunu bozmadan yenilenmiş tarihî bir binada yer alıyor. Ahşap, taş ve pirinç dışında bir malzeme kullanmadık; ışığı gün boyunca değişen pencerelere bıraktık.
Akşam saatlerinde salon, kulenin aydınlanmasıyla birlikte bambaşka bir hâl alır. Masalarımızın büyük bölümünden Haliç siluetine açılan bir manzara vardır.
İstanbul'la Bağımız
Galata, yüzyıllardır farklı mutfakların yan yana yaşadığı bir semt. Biz de menümüzü tek bir geleneğe bağlamak yerine bu çokluğu bir sofrada toplamayı seçtik: Osmanlı mutfağının sabırlı pişirme teknikleri, Ege'nin sadeliği ve Karadeniz'in balığı aynı masada buluşuyor.
Sofra, şehrin hafızasıdır.
